©Habip GOSTAK Resmi Web Sayfasıdır. Görseller ve yazılar telif hakkında tabidir.

  • Habip Gostak

Satılık Hastalıklar

Dünyada büyük bir sektör haline gelen ilaç piyasasının pazarlama stratejilerini konu alan Satılık Hastalıklar kitabının kritiği. Yazar Habip GOSTAK yorumladı.

ÖZET

Sağlık alanında dünyanın önde gelen gazetecilerden biri olan Ray Moynihan ile ilaç politikaları üzerinde uzmanlaşmış bir yazar Alan Cassels tarafından kaleme alınan Satılık Hastalıklar kitabı; 500 milyar dolarlık cirosu ile dünyada 3.büyük sektör haline gelen ilaç piyasasının pazarlama stratejilerini anlatır.


Bu kitap; hastalık değerlerini belirleyen akademik çalışmaları finanse eden ilaç firmaların normal değer aralıklarının daraltılmasındaki oynadıkları rol ile hasta sınıfına giren nüfusun çoğaltılmasını, hastalıkların profesyonelce pazarlanması sayesinde de uydurma hastalıkların insanların zihninde kabul olgusu yaratmasını konu almaktadır.


KİTABIN İÇERİĞİ

‘Hastalık satmak’ ön sözü ile başlayan kitap ikiyüzlü bilinçlendirme kampanyalarının ufak sorunları ciddi hastalıklar gibi resmettiğini, ilaç firmalarının yaptığı yoğun reklamların; genel rahatsızlıkları, insanların hastalık gibi algılaması için müthiş bir çaba gösterdiğinden bahseder.



Bununla ilgili olarak kitapta şu çarpıcı cümleye yer verilir;‘Günlük hayatın sıradan iniş çıkışlarını mı yaşıyorsunuz? Yafta hazır, psikiyatrik hastalığınız var.’ Başta ABD olmak üzere dünyanın her yerinde reklamı en fazla yapılan ilaçların reçete edilmesinde aşırı bir artış olduğunu, birkaç araştırma sonuçları örneğine yer vererek anlatır.


Hedef Kitle ‘Herkes’

Kitapta, günümüzde en çok kolesterol ilaçlarına para harcandığından bu ilaçların yıllık satış rakamlarının 25 milyar dolardan fazla olduğunun[1] altı çizilir. Bu kadar büyük bir cironun oluşmasındaki en önemli etkenin, kolesterol değerlerini yazan dokuz uzmandan sekizinin kolesterol ilacı üreten firmalarda danışman ya da araştırmacı olarak görev aldığına dikkat çekilir.


Kitapta kolesterolün kalp krizi geçirme olasılığını etkileyen birçok etkenden sadece biri olduğu dolayısıyla beslenme biçiminin düzenlenmesi, hareketli yaşam ve sigarayı bırakmak gibi önlemlere yer verilmeden, statin[2]kullanımına yönlendiren anlayış eleştirilmektedir.


Doktorlara Yakın Markaj ‘Depresyon’

Doktorlara çörek götürmekle başlayan tanıtımın, 5 yıldızlı otellerde fikir babalarına ilaçlar yerine hastalıklar hakkında belirli görüşlerin benimsetilmesinin konu alındığı bu bölümde; SSRI[3] sınıfına giren ilaçları üreten firmaların, bilimsel kongrelerde ve FDA[4] üzerindeki etkisi detaylıca anlatılır.


Günlük yaşamın sıkıntısı, stresi, sevdiğimiz birini kaybettiğimiz zamanlarda çektiğimiz acılar vb. hayatın normal seyrinde karşılaşılan ancak bireysel çabalarımızla başa çıkabileceğimiz ruhsal durumların psikiyatrik bir hastalık gibi sunulmasında, şüphesiz ilaç firmalarının daha çok kazanma hırsı yatmaktadır. Bu konuda en çarpıcı örnek depresyonun yaygın bir hastalık olduğu fikrinin insanlara aşılanmasıdır.


Ünlülerle İşbirliği ‘Menopoz’

Ünlülerle işbirliği bölümünde; şöhretleri kullanmanın meyve vereceğinin bilincinde olan hormon tedavisi ilaçlarını üreten firmaların, bu konuda önemli yatırımlar yaptıkları anlatılır. Doğurganlık çağını tamamlamış kadınlar için olağan fizyolojik bir durum olan menopozu tedavi edilebilir ve tamamıyla önlenebilir bir hormon eksikliği olarak göstermek için elbette fikir babalarından ziyade ünlülere ihtiyaç duyulmaktadır.


Bu bölümde, 55 yaşında bir süper modelin, kendisini iyi hissetmesinin ve muhteşem görüntüsünün östrojene bağlı olduğunu anlatan bir reklam filminden bahsedilir. Böyle bir reklamın, sağlıklı birçok yetişkin kadının hormon tedavisine ilgi duymasına vesile olduğu, reçetelerde artan hormon ilaçları örnekleri ile anlatılır.


Birkaç araştırma örneğinin sonuçlarının yer aldığı bu bölümde, sahte ilaç ve hormon tedavisi verilenler arasında, hormon tedavisi alanların daha fazla olumsuz sonuçlarla karşılaştığını dolayısıyla hormon tedavisinin uzun vadeli faydalarına inanmanın; ünlülerle yapılan kampanyaların, insan sağlığına olumsuz sonuçlarını ve bilimsel gerçekleri kusurlu bilime dayandırmanın yol açtığı sonuçlara dikkat çekilir.


Hastalarla Ortaklık ‘Dikkat Eksikliği Sendromu’

Depresyon konusunda ilaç firmalarının taktiksel pazarlama stratejileriyle, hasta yelpazesinin geniş tutulduğu gibi bir diğer alan da; beyindeki biyolojik ve kimyasal problemlerden mi, yoksa fiziksel, sosyal, kültürel ve ekonomik etkenlerin bir araya gelmesiyle mi ortaya çıktığı konusunda belirsizlik yaşanan, tartışmaların sürdüğü dikkat eksikliği sendromu konusudur.


Bu bölümde dikkat eksikliğinin biyokimyasal bir bozukluk kabul edilmesinin, hastalığın tedavisi için kimyasal madde satışı yapan firmaların yararına olacağı anlatılmaktadır. Firmaların pazarlama alanına bu kez hastalıkla ilgili mücadele veren kuruluşlar girmektedir.


Hastalıkla ilgili bilinçlendirme kampanyaları yapan hasta destek dernekleri, ilaç şirketlerinden bağışlar kabul etmektedir. Hatta bu tip birçok kuruluş, firmaların maddi yardımları ile faaliyetlerini sürdürebilmekte ve ayakta kalabilmektedir. Bu tür hasta destek gruplarının işlevlerinden biri de medyaya yaşanmış hayat öyküleri sunarak toplumsal duyarlılığı artırmaktır.


Sayılarla Oynamak ‘Yüksek Tansiyon’

Kolesterol gibi yüksek tansiyonun da ilgi çekici olduğundan bahsedilmektedir. Çünkü ilaç tedavisi ile tansiyon seviyesi değiştirilebilmektedir. İlaç firmalarıyla bağlantısı olanlarca yayımlanan kılavuzlarda, normal tansiyon değerlerinin gittikçe daraltılmasının örneklerine yer verilir.


Sayılara dikkat çekerek insanlar üzerinde baskı kurmak pazarlamanın en önemli alanıdır. Kitapta, bu alanda da ilaç devlerinin oldukça etkili olduğu ve pazarlamanın bir kez daha bilime galip geldiği anlatılmaktadır.


Reklam Hastalığı ve Toplumsal Algıyı Biçimlendirmek

Kanunların ilaç reklamlarında sunulan fayda ve riskleri sınırlı ölçülerde de olsa denetlediğini ancak hastalıklarla ilgili iddialarda bulunmanın herkes için serbest olduğunun eleştirildiği reklam hastalığı bölümünde; kadınların normal bir durumu olan regl döneminin öncesi yaşanan, aşırı duygusallığın reklamlarla nasıl hastalık algısı haline getirildiği anlatılmaktadır.


Yine doğal bir durum olmasına rağmen toplum içinde konuşmaktan çekinenlerinin yaşadıklarını ‘sosyal anksiyete’ şeklinde tanımlandırılarak toplumsal algıyı biçimlendirme konusunda firmaların ustalığından söz edilmektedir.


Piyasayı Test Etmek ‘Osteoporoz’

İlaç satmanın bir diğer anahtarı ise insanları kliniklere gidip test yaptıracak kadar korkutup sonra da onları tedaviye ikna etmektir şeklinde özetlenebilecek olan bu bölümde; firmaların ücretsiz kemik taramaları yapmaları anlatılır.


Osteoporoz ilacı üreticisi bir firmanın finanse ettiği, bir grup WHO çalışanının hazırladığı raporda; normal kemik yoğunluğunun 30 yaşındaki genç bir kadının kemik yoğunluğu olarak kabul edildiği örneği verilir. Bu şekilde, 30 yaş üstü olup test yaptıran her kadının, kemik yoğunluğu normal değildir algısı oluşturulur.


Bekçi Köpeğine Kemik

Bir ilacın ciddi yan etkileri nedeniyle piyasadan kaldırılmasına rağmen hasta örgütlerinde lobi faaliyetleri yürüten ilaç üreticisi firmanın, ilacını tekrar piyasaya sokması, bekçi köpeğine kemik başlıklı bölümün en çarpıcı örneğidir.


Yan etkileri ciddi boyutlara ulaşan ilaçlarda artan şikayetleri değerlendiren FDA, bu konuda aşırı endişe duyan çalışanlarını, çalışmalardan uzak tutarak ‘bekçi köpeği’ tanımına uymaktadır. Bu bölümde denetlemenin cisminden çok isminin olduğu vurgulanır.


Parlak Buluş ‘Kadınlarda Cinsel İşlev Bozukluğu’

İlaç satanlar için milyar dolarlık pazarlar yaratabilecek yeni bir hastalığı tanımlama yarışı olarak değerlendirilen son bölümde; kadınların cinsel problemleri ve cinsel tatminlerini klitoral kan akışına indirgenen yaklaşımlardan söz edilmektedir.


Amaç münferit durumları kronikleştirerek daha fazla hasta sayısına ulaşmaktır. Ayrıca cinsel isteksizliğin hastalık kılıfına uydurulması, sağlık sigortacılarını ilaçlar için ödeme yapmak zorunda bırakacaktır. İlaçlar insanların daha kolay ulaşabileceği, reçete edilebilir hale geldiğinde firmaların kazançları artacaktır.


Son söz ‘Ne Yapabiliriz?’

‘Ne yapabiliriz?’ sorusunun yer aldığı sonsöz kısmında; ilaçların acı verici ve ölümcül hastalıklar için zorunlu olduğunu ancak hastalık ile sağlık arasında net bir ayrımın yapılmasına vurgu yapılır. Hastalıklar ve bozukluklarla ilgili bilinçlendirme ve bilimsel yayınların tarafsız olması gerektiğinin önemi anlatılır.


YORUM

İlaç sektörünün, sağlıklı bireyler başta olmak üzere ilacı reçete eden doktorlardan, yasal olarak yetkili organlara, hastalar ve hastaların haklarını savunan kuruluşlar üzerindeki etkisinin çarpıcı örneklerle anlatıldığı Satılık Hastalıklar kitabı, ilaç kullanımı konusunda daha dikkatli olmak gerektiğinin önemi vurgulamaktadır.


Kapağında ‘aslında hasta değiliz!’ sloganına yer veren kitap, uydurulan hastalıklar ve hastalıkların tedavisi için üretilen ilaçların, sağlıklı insanları nasıl bir darboğaza sürüklediğini anlatmaktadır.


Peki, gerçekten hasta olan insanlar için böyle bir kitap kafa karışıklığı oluşturmayacak mıdır? Bu konuda, sonsöz kısmında; Amerikan Tıp Öğrencileri Birliği, İngiltere’deki kamu destekli Milli Klinik Mükemmellik Enstitüsü, Uluslararası Cochrane Birliği gibi bazı kuruluşların ilaçlarla ilgili çalışmalar yaptığını, ilaçların olumlu ve olumsuz taraflarının kamuoyu ile internet üzerinden ya da yayınladıkları dergilerle insanların bilgisine sunduklarından bahsedilir.


Satılık Hastalıklar kitabı, benzer bir kitap olan Beyaz Önlük Siyah Şapka kitabıyla kıyaslandığında anlatımların yüzeysel olduğu görülmektedir. Belki de bunun nedeni; bu kitabın yazarlarının sistem içerisinden birileri tarafından değil de gözlemci olan gazeteciler tarafından kaleme alınmış olmasıdır.


Hastalıkları kabullenmeden önce yaşam tarzını değiştirmenin önemli olduğunun defalarca vurgulandığı kitapta; yaşam tarzının değiştirilmesi ile ilgili bir bölüme yer verilmesi gerekirdi.


Kitap genel hatları itibariyle bilinçlendirme yapılmasının gerekliliğinden söz etmesine rağmen insanları sağlıklı yaşam için bilinçlendirme konusunda yetersiz kalmakta, ilaç sektörünün domine ettiği süreçlerin dışına çıkamamaktadır.

***Bu yazı Habip GOSTAK tarafından hazırlanmıştır. Kaynak göstermek şartıyla herhangi bir yayın organında yayınlanabilir, mesleki eğitim ve sunumlarda kullanılabilir. Beğendiğiniz yazıları sosyal ortamlarda paylaşabilir, öneri ve şikayetlerinizi tarafımıza ulaştırabilirsiniz.

[1] Sayfa 21’de yer alan bilginin kaynağı; Datamonitör adlı bir şirketin internet sitesinden alınan veri.

[2] Statin; kandaki kolesterol düzeyini azaltmak için kullanılan ilaçlar.

[3] SSRI: Seçici serotonin gerialım engelleyici

[4] FDA: ABD Gıda ve İlaç Kurulu